HER AN ALLAH’I ANABİLİRİZ

24 Haziran 2016 Yazan  
Kategori isLam

Allah’ın güzel Sıfatları anlamına gelir. Allah insanı yarattıktan sonra onu diğer canlılara üstün kılmış ve kendi sıfatlarından bazılarını insanın genetik şifresine kodlayarak insanı Halife ilan etmiştir. Bizleri halife kılarak dünya üzerinde tasarruf sahibi olmamızı istemiştir. Yani bizler Allah’ın halifeleri olarak kendi yaşamlarımızı kendimiz yönetebilme hakkına sahip olduk. Allah bizlere kendi Esmalarından yükleme yaparak bizi halife ilan etmiş oldu. Bizler de Esmaları kullanarak genetik kodumuzda var olan enerjileri aktive ederek yaşamlarımızı şekillendirebiliyoruz. Bu bilgiler gerçekten hazine değerinde. Muhteşem bir sistem, kim bu sistemi kullanırsa yaşamını arzu ettiği yönde yönlendirebiliyor. Bu konuyla ilgili detaylar  Esmaların Gizli Hazines. Öncelikle biz niye abdest alıyoruz, bunu bilmemiz lazım. Abdest almamızın amacı sadece bedeni temizlemek değildir. Bizim zihnimiz sürekli çalışarak statik elektrik üreten bir mekanizmadır ve bu statik elektrik fiziksel bedenimizde ve enerji bedenimizde radyasyon oluşturur. Radyoaktif alanlar bizlerin enerji ile beslenmesine engel olan kütleler oluşturur. Ayrıca gün içerisinde yaşadığımız stres içerikli ve öfkelendirici deneyimler esnasında oluşan kimyasallar da statik elektrik oluşturmamıza sebep olur. Bilindiği gibi doğada statik elektrik iki yolla boşalır. Biri su ile diğeri de topraklanarak. Bedenimizdeki ve enerji alanımızdaki statik elektriği boşalttığımız ve arındığımız zaman yüksek ve rahmani enerji kanallarıyla bağlantıya geçebiliyoruz. Bu nedenle Allah bizlere su ya da toprak ile abdest almamızı önermiştir. Bana göre,  Rabbim beni nefsimin ve zihnimin oluşturduğu zararlı enerjilerden arındır” dualarıyla yapılan her duş alma eylemi bile bir abdesttir. Bu nedenle bedenimizde ve enerji bedenimizde bulunan statiği boşaltarak Esmaları zikretmek ya da dualarımız yapmak daha işlevsel olacaktır. Bununla beraber abdestsiz bile olsak daima yüreğimiz zikir çekebilir. Benim kalbim, yürürken, konuşurken, otururken, her dakika her nefesimde zikir çekerek Allah ı anıyor. Sizlere de öneririm

ALLAH’IN KULUNU SEVMESİ

24 Haziran 2016 Yazan  
Kategori isLam

Resûlullah  aleyhissalâtu vesselâm  buyurdular ki Allah Teâla hazretleri şöyle ferman buyurdu Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım  aynî veya kifaye  şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı  aklettiği kalbi, konuştuğu dili  olurum. Benden birşey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem. beni anar ve günahlardan sakınır. Ben de onu, meleklerin yanında anar ve günah işlemekten muhafaza ederim. Sevmediğim kulun da iki alâmeti vardır. Beni unutup, hiç anmaz, günah içinde yüzer. O kibirlidir, kötülük işler ve cimridir. Böyle olana gazap ve azap ederim. Beni sevenin sevgilisiyim. Beni gerçekten seveni, herkesten üstün tutarım. Beni arayan bulur; başkasını arayan beni bulamaz. Öyle kullarım vardır ki, ben onları severim  onlar da beni sever. Onlar beni anarlar, ben de onları anarım. Onların yolunda olanı severim. Onların yolundan ayrılana buğzederim. O kullarım, gece olup, herkes sevdiği ile meşgul olurken, onlar yatıp uyumaz, benimle beraber olur, namaz kılar, nimetlerime şükreder, gözyaşı dökerler. Bütün sıkıntılara beni sevdikleri için katlanırlar

ALLAH İÇİN AKITILAN GÖZYAŞI

24 Haziran 2016 Yazan  
Kategori isLam

Hiçbir damla yoktur ki o, Allah katında O nun korkusuyla dökülen gözyaşı damlasından veya Allah yolunda akıtılan kan damlasından daha makbul olsun  diye buyuran Efendimiz’in sözü, istikametini kaybeden Müslümanların kalplerinden taşra düşmüş olacak ki İslâmlar sefil haldedirler.
Allah ın, üstünlük bakımından gözyaşını şehitlerin kanları ile bir tuttuğunu söyleyen Hz. Mevlana, Mesnevı sinde gözyaşını katılaşmış kalpleri dirilten yağmura benzetir, ağlayan ilk insanın Hz. adem olduğunu anlatır O dünyaya gözyaşı dökmek için gelmiştir. Onun çocukları olarak insanlar onun gibi gözyaşı dökmelidir. Akıtılan her gözyaşı… birer inci, hatta ondan daha kıymetlidir. Devam eden gözyaşı ve hüzün kalbi nurlandırır.Gözyaşları ile yıkanan yüzden daha temiz yüz olamaz  dendiğine göre Seccadeye kaç damla gözyaşı bıraktınız  Her gözyaşı bir yürek, bir merhamet, bir vicdan demektir.  Allah ım, ağlamayan gözlerden sana sığınırım diye niyaz edenlerden olmak gerek. Allah rızası için gözünüzden yaş eksik etmeyin.Müslümanın alameti gözünden akan yaştır ki her an gözyaşı ile dolu olmalı. Her damla Allah katında karşılık bulacaktır. Dirlik ve birliği sağlamanın en güçlü tâlimi gözyaşı dökmektir. O nun yolunda dökülen gözyaşı iman ve kalp gücüyle dökülmeli.Gözyaşını döken bilir. Gözyaşı, yüreğin boşalmasıdır; halden hale geçişi ifade eder. Bazan tövbedir, duadır, şükürdür. Bazan gönüllerin inşirah bulmasıdır. İnsanın ölü veya diri olduğu gözyaşlarından belli olur

Meleklerin Duasi

03 Mayıs 2016 Yazan  
Kategori isLam

Yoğunlaşması gibi sebepler hasta ziyaretlerini aksatmanın mazereti olmamalı. Efendimiz s.a.v.  hayatını ve onca yoğunluğu arasında sürekli ziyaretlerde bulunduğunu hatırlamamız bize güç verecektir.
Hasta ziyareti mi yapıyorsun, yoksa normal bir ziyaret mi
Birisi size böyle bir soru sorsa eminim şaşırırsınız. Ziyaret ziyarettir, hasta ziyareti ile normal ziyaret arasında ne fark var?” diye düşünürsünüz. Ama bu soruyu Hz. Ali r.a. soruyorsa, fikrinizi değiştirirsiniz sanırım.
Peygamber Efendimiz s.a.v in torunu Hz. Hasan r.a. hastalanmıştı. Babası Hz. Ali r.a.  Ebu Fahite isminde bir ahbabını elinden tutarak
Gel Hasan a gidelim, hastadır, ziyaret edelim, dedi. Hz. Hasan’ın yanına vardıklarında, sahabilerden Ebu Musa r.a.’ı da orada buldular. Hz. Ali, Ebu Musa’ya bu soruyu sordu:
Hasta ziyareti mi yapıyorsun, yoksa normal bir ziyaret mi
Ebu Musa r.a  cevap verdi
Tabii ki hasta ziyareti yapıyorum.
Bunun üzerine Hz. Ali r.a., Resul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz in şu mübarek sözünü nakletti
Bir müslümanı hasta olduğu için sabah vaktinde ziyaret eden hiç bir müslüman olmaz ki, akşama kadar yetmiş bin melek ona dua edip, affını dilemesin. Yine hastayı akşamleyin ziyaret eden hiç bir müslüman olmaz ki, sabaha kadar yetmiş bin melek ona dua edip, affını dilemesin. Ayrıca onun cennette bir meyveliği de olur. Tirmizî, Ebu Davud
Mükâfatı büyük ziyaret
Efendimiz s.a.v. hasta ziyareti konusunda şunları da ifade buyurmuştur:
Bir müslüman, bir müslüman kardeşini hasta olduğu için ziyaret ettiği zaman, o sürede cennet yemişleri içerisinde bulunmuş olur Tirmizî, Müslim
Kim abdest alır, abdestini de güzel bir şekilde tamamlar ve sırf Allah için bir müslüman kardeşini hastalığı dolayısıyla ziyaret ederse, cehennemden yetmiş yıl uzaklaştırılır Ebu Davud
Bir müslümanın din kardeşini mutat olduğu üzere ziyaret etmesi tabii ki çok faziletli bir iştir. Hatta Allah için bir kardeşini ziyaret eden kişi hakkındaki: Sen o kardeşini Allah için sevdiğin gibi Allah da seni seviyor” şeklinde ilâhi bir müjdenin varlığı, normal ziyaretlerin de ne kadar faziletli olduğunu gösterir. Zaten Allah için yapılan bütün ziyaretlerin hepsinde bir ibadet yönü mutlaka vardır.
Hasta ziyaretinde ise daha özel bir durum söz konusudur. Yukarıdaki hadisler, hasta ziyaretinin de bir ibadet olduğunu ortaya koyar. Namaza hazırlanır gibi güzel bir şekilde abdest alınmasına, hatta alırken itina gösterilmesine ve hasta ziyaretine niyetin kontrol edilerek gidilmesine, hadislerde özel olarak dikkat çekilmektedir.
İlişkilerde menfaat beklentisi
Şimdi bu anlayıştan ne kadar uzağız!.. Birbirine çok yakın bilinen kişilerin arkadaşlıklarında, hediyeleşmelerinde, gidip gelmelerinde bile bir menfaat, gizli bir karşılık aranır hale geldik. Desinler ne derler ayıp olmasın  gibi ifadeler neredeyse yaşantımızı belirliyor.
Günümüz hayatının ufku menfaatlerle sınırlı. Bu çemberi kırmak gerekiyor. Hz. Muhammed s.a.v benim peygamberim  diyen müslüman için bu çok zor olmamalı. İnsanı üç günlük dünya hayatına indirgeyenlerin fikirlerini elinin tersiyle itmek, Kainatın Efendisi s.a.v in aydınlık tavsiyelerine gönül vermek o kadar mı zor
Ayıp olmasın diye değil, yetmiş bin melek dua ettiği için, cehennemden yetmiş yıl uzaklaştırıldığımız için, ziyaret süresince cennet meyvelikleri arasında dolaştırıldığımız için, bir ibadet olduğu için ve sırf Allah için hasta kardeşimizi ziyaret edeceğiz. Bir damla zehirin bir kazan yemeği çöpe döktürdüğü gibi, Allah rızası dışında en küçük bir düşüncenin bile amelimizi bozacağını kesinkes bilerek ziyaretimizi tamamlayacağız.
Meşguliyet mazereti
Dost ziyareti, hasta ziyareti deyip geçmemek lazım. Ziyaretleşme, toplumu ayakta tutan insanlar arası münasebetlerin en önemlilerinden sayılmışlardır. Efendimiz s.a.v. buyururlar ki
Müslümanın, müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selama karşılık vermek, hastayı ziyaret etmek, cenazelere iştirak etmek, davetine icabette bulunmak ve aksırana  Allah sana merhamet etsin’ demek. Buharı Müslim
Bir toplum düşünün ki, bu beş vazifeyi birbirlerinden karşılık beklemeden, bir ibadet olarak yapıyor; bu fertler hem dünya hayatında birbirine kenetlenmiş huzurlu bir toplumu oluştururlar, hem de ebedi saadete ulaşırlar.
Meşguliyetlerin artması, hayatın yoğunlaşması gibi sebepler hasta ziyaretlerini aksatmanın mazereti olmamalı. Efendimiz s.a.v.’in hayatını ve onca yoğunluğu arasında sürekli ziyaretlerde bulunduğunu hatırlamamız bize güç verecektir. O, bir peygamber, bir devlet başkanı, bir ordu komutanı, bir ev reisi olarak yoğun meşguliyetler içerisinde iken bile, hizmetinde bulunan bir yahudi çocuğunun hastalığını duyunca evlerinin yolunu tutuyor. Bir sahabiyi, gözündeki rahatsızlığı sebebiyle bile ziyarete gidiyor.
Hastayı ziyarete giden, ona moral olarak destek verir. Bir de mutlaka dua ederek sağlığın da hastalığın da sahibinden şifa istenir.
Hz. Aişe r.a. validemizden rivayet edildiğine göre Efendimiz s.a.v. aile fertlerinden biri hastalanınca, sağ eliyle hastayı sıvazlar ve şöyle dua ederdi
Bütün insanların Rabbi olan Allahım! Bunun ıstırabını giderip şifa ver. Şifayı veren ancak sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Hiç bir hastalık izi bırakmayacak şekilde buna şifa ihsan et Buharî, Müslim
Allahım bize de şifa ver,desinler”den kurtulalım! Arkadaşlarımızı, komşularımızı ve hastalarımızı, sırf senin hoşnutluğun için ziyaret edelim; ziyaret huzurunu bulalım. Ebedi saadete perde aralayalım.

İSLaM DA MESCİD

03 Mayıs 2016 Yazan  
Kategori isLam

Hz. Peygamber in sas Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra inşaatında bizzat bulunduğu ve ilk namazın kılındığı mescit olma özelliğini taşıyor. Mescit, Kuba Vakfı tarafından restore edilecek ve etrafı genişletilecek. Medine Belediyesi’nin Kuba Vakfı ile yapacağı yenileme ve genişletme çalışmaları kapsamında mescide geleneksel ve kültürel doku işlenecek.Medine Emiri Prens Abdul Aziz Bin Majed Bin Abdul Aziz, Kuba Mescidi’nin yanında geniş bir araziye park yapılacağını da duyurdu. Medine’ye gelen Müslümanlar, sünnet olduğu gerekçesiyle mescidi ziyaret ediyor ve iki rekat namaz kılıyor. Kuba Mescidi ayrıca, Hz. Muhammed’in her hafta cumartesi günleri Mescidi Nebevi den yürüyerek gittiği ve namaz kıldığı yer olarak biliniyor.

« Önceki Yazılar


Gazete oku