Hızlı internet için ipuçları

10 Kasım 2014 Yazan  
Kategori teknoloji

hizli-internet-icin-ipuclari-4947399

Yenilikçi ve güçlü internet çözümleri sunan dünyanın lider ağ çözümleri firması ZyXEL, ev ve işyerindeki ağ bağlantılarının yavaşlığından yakınan kullanıcılar için basit ama etkin ipuçları açıkladı. Bu ipuçları sayesinde birkaç basit dokunuş ve ayarla birlikte, modeminizden üstün performans almak ve ağ bağlantı hızınızı optimum seviyede tutmak son derece kolay

Bazı kullanıcılar ev ve iş yerindeki ağ bağlantılarının yavaşlığından yakınır. İnternet bağlantılarındaki yavaşlıklar ve hatta yaşanabilecek kesintiler, veri transferi yavaşlığının yanı sıra kesintiye toleransı olmayan müzik ve video akışı gibi uygulamaların aksamasına, dosya transferlerinin kesilmesine veya video görüşmelerin düşmesine neden olabilir. OnlineOyuncular için ise bu daha büyük bir sorundur. Oyun oynarken internet bağlantısının yavaşlaması veya kısa bir süre için bile olsa kopması, oyuncular için kabul edilebilecek bir durum değildir.
Tüm bu olumsuzlukları yaşamamak ve çok daha hızlı bir bağlantıya kavuşmak için hem teknolojiyi satın alırken,hem de kullanırken birkaç noktaya dikkat etmek yeterli. Böylece kesintisiz ve hızlı bir internet bağlantısına kavuşmak mümkün. Telekom servis sağlayıcılarından küçük ve orta boy işletmelere ve ev kullanıcılarına dek çok geniş bir skaladaki müşteri tabanı için yenilikçi ve güçlü internet çözümleri sunan dünyanın lider ağ çözümleri firması ZyXEL, tüketicilere son derece basit ama kullanışlı ipuçları veriyor!
Öncelikle ihtiyacınız olan internet hızına sahip misiniz? 
Ülkemizde servis sağlayıcıların verebildikleri internet hızı oldukça yükseldi. Kullanmış olduğunuz uygulamaların ihtiyacı olan bant genişliklerini, evde aynı anda internet kullanan kişi sayısını analiz etmeniz önemli. Temel ev uygulamaları dikkat aldığımızda 8Mbps lik bir bağlantı gereklidir. Konforlu bir internet kullanımı için ise 16Mbps’ lik bir bağlantı önerilmektedir.
Modeminizi doğru seçtiniz mi? Modem, doğru yerde mi? 
ZyXEL Türkiye Ürün ve İş Geliştirme Müdürü Şamil Doğan “Öncelikle kullandığınız internet hızına uyumlu bir modem seçmemi gerekiyor” diyor ve ekliyor: “ Günümüzde bu modemleri mobil cihazlarımız nedeniyle artık WiFi kablosuz olarak seçiyoruz. Temelde piyasada olan 802.11n teknolojisi tek kullanıcı için yeterli ancak, kablosuz kullanıcı arttıkça, kablosuz ağ paylaşıldığı için; internet hızına göre daha farklı bir alternatif seçilebilir. Bu nedenle 2×2 N dediğimiz 300Mbps kablosuz bağlantı hızına sahip modemler tercih edilmelidir.
Diğer taraftan her geçen gün kablosuz modemler etrafımızda yaygınlaşma ve wifi teknolojisinin sınırlı sayıda kullandığı frekans aralığı birbiriyle çakışmaktadır ve bu da iletişimin kalitesini düşürmektedir.”
Bu nedenle modeminizde en uygun temiz frekansı tarayıp seçme özelliği kesinlikle olmalıdır. ZyXEL olarak tüm ürünlerimizde bu özelliği yıllardır sağlamaktayız. Ayrıca yüksek anten gücü de uzaklardaki kablosuz vericilerle frekans çakışma olasılığı nedeniyle iletişimi sıkıntıya sokabilir. Anten gücü de isteğe bağlı kullanıcının ayarlama seçeneği ile azaltılabilmelidir. ZyXEL ürünlerinde anten gücünü azaltma seçeneği de bulunmaktadır. Yine daha geniş iletişim frekansına sahip 5Ghz destekli ürünleri seçmek avantaj sağlamaktadır. Ancak bilgisayar ve telefon tarafında da bu frekansın desteklenmesi gerekmektedir. Bu nedenle aynı anda hem 2,4, hem de 5Ghz çalışabilen eş zamanlı (concurrent) Dual band modemler, her tür ürünü aynı anda destekleyebilmektedir.
Evinizin tasarımına, mobilyalarınızın konumuna ya da yalnızca elektrik prizine yakın olduğu için konumunu tercih ettiğiniz modeminiz acaba gerçekten de doğru yerde mi? Kablosuz modemlerin çalıştığı frekanslar ne yazık ki kalın betonarme duvarlardan ve metal yapılardan çok etkilenir. Çok alçağa, sütunların ortasına ya da metal dolap gibi önündeki engelleyici bir nesnenin bulunduğu konumlara yerleştirmek, sinyalin önünü kesmek demektir. Modeminizin daha iyi sinyal verebilmesi için mümkün olduğunca çevresinde yeterli boş alan bulunduğundan ve tüm odalara eşit mesafede durduğundan emin olun.
Sinyal karmaşasını engelleyin
Şayet sabit bir kablosuz frekansla modeminiz gelmişse veya kurulmuşsa Çevrede bulunan sinyal sayısı arttıkça bağlantılarda karmaşaların olması da doğaldır. Modeminizin konumu bu açıdan da büyük önem taşır. Diğer elektronik frekans üretici cihazların yanına yerleştirmek sıkıntılar oluşmasına neden olabilir. Modeminizin bebek telsizi, kablosuz telefon, Bluetooth özelliği olan cihazlar, mikrodalga fırınlar ve kablo karmaşası olan prizlerden uzak tutmakta fayda var.
Daha güçlü ve kesintisiz sinyal
Özellikle oyuncular ve online film izleyenler evdeki ağ depolama cihazlarından kablosuz video uygulamaları çalıştıranlar için; yerel ağ iletişiminin ve internet bağlantısının çok hızlı ve kesintisiz devam etmesi çok önemli. Bu kesintileri yok etmek ve özellikle ev eğlence sistemlerine sürekli yüksek kalitede veri aktarımı gerçekleştirmek için geliştirilmiş olan 802.11ac teknolojisine sahip ürünler tercih etmek akıllı bir tercih olacaktır. Öte yandan yüksek kalitede veri aktarımının yanı sıra 802.11ac teknolojisi çok daha geniş kapsama gücüyle evlerdeki kör noktalara da bağlantının aynı kalitede ulaşmasını sağlar. Ayrıca 1 Gbps’ye varan hız sayesinde tek seferde birden fazla medya akışı gerçekleştirilmesi, aynı anda daha fazla cihazın yüksek hızda birbirleri arasında iletişim kurması ve interneti en verimli şekilde paylaşmasını sağlar.
Elektrik hattınızı kullanın
Eğer internet bağlantınızı çok uzaktaki bir odaya ya da Wi-Fi sinyalinin ulaşamadığı bir noktaya ulaştırmak istiyorsanız, elektrik şebekenizi bir ağ kablosu olarak kullanabilirsiniz. ZyXEL Powerline adaptörleri sayesinde evde elektrik prizlerine doğrudan interneti ulaştırabilir, 500 Mbps’e varan hızlarda internet paylaşımı gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca evinizde bulunan tüm ağ cihazlarınızdan video seyredebilir, çevrimiçi oyun oynayabilir ve ağınızı yüksek performanslı bir ağa dönüştürebilirsiniz.
Wi-Fi Çoklayıcılar Kullanın
Ofislerde veya geniş evlerde farklı noktalara kablosuz internet ve ağ bağlantısını yüksek kalitede genişletmek için Wi-Fi sinyal güçlendiriciler kullanmak sorunu pratik bir şekilde çözmenizi sağlayabilir. Herhangi bir elektrik prizine takacağınız ZyXEL WRE2205 v2 adaptör, hem kablosuz ağın sinyalini artırır, hem de kablolu Ethernet bağlantısına kavuşmanızı sağlar. Frekans çakışma sorunları nedeniyle kablosuz ağları genişletmek için anten gücünü artırmak yerine kablosuz tekrarlayıcıların kullanılması daha verimli sonuçlar vermektedir.
Çift bantın gücünden yararlanın
Ev ve iş yerinizde farklı teknolojileri kullanan cihazlar kullanıyorsanız, kablosuz bağlantınızın tüm bağlantı teknolojilerini desteklediğinden emin olmalısınız. ZyXEL’in 802.11ac teknolojisini kullanan çift bantlı modemleri, hem 2.4 Ghz hem de 5 GHz bantlarında eş zamanlı olarak frekans yayarlar. Böylece hem eski model dizüstü bilgisayar ve diğer mobil cihazlar bağlantı konusunda sıkıntı yaşamazken, yeni nesil 5 GHz bandını kullanan ürünler, eş zamanlı olarak yüksek hızda bağlantı yapabilme yeteneğine kavuşurlar.
ZyXEL’in ağ teknolojileri konusundaki eşsiz tecrübe ve uzmanlığına güvenen son kullanıcılar bu basit ama faydalı ipuçları sayesinde çok daha stabil ve kesintisiz bir internet deneyimi yaşayacaklar

Çocuklara sürekli ‘ders çalış’ denilmemeli

10 Kasım 2014 Yazan  
Kategori bebek

Marifet iltifata tabidir. Çocuk, anne-baba tarafından iltifat görürse öğrenmeye devam ediyor. Anne-baba çocuğa yeteri kadar değer veriyorsa öğrendikleri karşısında heyecan duyuyorsa, o çocuğun öğrenme, çalışma ihtimali yüksektir

Psikolog yazar Prof. Dr. Üstün Dökmen,  ebeveynlerin çocuğa ‘kaç aldığı’ yerine ‘ne öğrendiği’ni sorması gerektiğini  belirterek, “5 alması önemli değil, ne öğrendiği önemli. Belki iyi öğrendi ama 3  aldı. Öğrenmeye teşvik etmek gerekiyor” dedi.
Dökmen,  çocuklara sürekli “ders  çalış” denilmemesi gerektiğinin altını çizerek, ders çalışmanın duygusal bir olay  olduğunu ve çocuğun duygularına hitap edilmesi gerektiğini söyledi.
Çocuğun motivasyonunun uygun olması halinde ders çalıştığını dile  getiren Dökmen, şöyle devam etti: “Örneğin 4 yaşında bir çocuk alışveriş için anne babasıyla gezerken,  yorulur ‘beni kucağına al’ der. Aynı çocuk Oyun oynarken yorulur mu? Oynarken  saatlerce hoplar zıplar, ‘beni kucağına al’ demez çünkü oyun işi hoşuna gidiyor,  onu motive ediyor. Çocuk ders çalışmıyorsa ders çalışmak onu motive etmiyor  demektir. Anne-baba ‘ders çalış’ demek yerine, çocukla şunu görüşmeli;  ‘Çalışırken ne hissediyorsun?’ Çocuk 20 dakika anlatsa dinleyeceğiz, iki cümle  dinledikten sonra ‘Evet ama’ diye lafa girmeyeceğiz. Sadece ne hissettiğini  anlatacak. Ummadığımız şeyler söyleyebilir. Anlatması bittiğinde anne-baba sadece  şunu söyleyebilir; ‘Bir zamanlar ben de matematik çalışırken zorlanıyordum.’ Bu,  kötü örnek olmaz. Bilakis iyi örnek olur.  Çocuk, ‘babam bir zamanlar matematikte  zorlanıyormuş ama yine de başarmış, bu duruma gelmiş. Herhalde benim de önüm açık  bende başaracağım’ diye düşünür.”
Dökmen, konuşmanın üzerinden 2 hafta geçtikten sonra çocukla tekrar  konuşulması ve anne-babanın, “sen çalışıp iyi bir yere giremeyeceksin, istediğin  puanı alamayacaksın diye endişe ediyorum” duygusunu ifade etmesi gerektiğini  belirterek, çocuğun bu durumda “endişe etme, çalışıp düzelteceğim” diyebileceğini  aktardı.
Bir çocuğun hayatta hangi noktaya geleceğini sadece anne babanın  gayretinin belirlemeyeceğini anlatan Dökmen, “Onun da iradesi var. Çocuğun  sorumluluğunu yüzde 100 almak gerekmiyor. Çocuğun ders çalışması tamamen bizim  sorumluluğumuz değildir” dedi.
Dökmen, çocuğun ders çalışmayı sevmesi için konuların cazip olması,  okul müfredatının ilgisini çekecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurgulayarak,  “Herkes çocuğuna sürekli ‘ders çalış’ diyor. Kimse örneğin bir pazar günü,  ‘Evladım kalkalı 2 saat oldu hala internete girmedin? Niye böyle ihmal  ediyorsun?’ demiyor. ‘İnternete gir’ demiyoruz, ‘Niye çalış oğlum, çalış kızım’  diyoruz? İnternet çocuğa cazip geliyor, dersler cazip gelmiyor demek ki” diye  konuştu.
“Evde Kitap okuma geleneğinin olması gerekiyor” 
Prof. Dr. Üstün Dökmen, anne-babanın okuma alışkanlığının da çocuğun  ders çalışmayı sevmesi üzerinde etkili olduğuna dikkati çekerek, şu görüşleri  dile getirdi:
“Evde kitap okuma geleneğinin olması gerekiyor. Bir kitap okuma saati  olmalı. Örneğin akşamları 15 dakika televizyon kapatılacak herkesin bir kitabı  olacak, o saatte okunacak. 15 dakikayı 30-40 dakikaya da çıkarabiliriz. Anne-baba  okudu diye çocuk hemen kitabını alıp gelmez ama biraz yaşı büyüdüğü zaman bunu  fark edecektir. Anne-baba sigara içiyorsa yüksek ihtimalle çocuk da büyüyünce  içiyor, içki içiyorsa içkiyi model alıyor, kitap okuyorsa kitap okumasını model  alıyor. Anne-babanın bilgiye değer vermesi gerekiyor. Çocuğa ‘kaç aldığı’ yerine  ‘ne öğrendiği’ sorulmalı. 5 alması önemli değil, ne öğrendiği önemli. Belki iyi  öğrendi ama 3 aldı. Öğrenmeye teşvik etmek gerekiyor. Marifet iltifata tabidir.  Çocuk, anne-baba tarafından iltifat görürse öğrenmeye devam ediyor. Çocuğun  yaptığının önemli olduğunu vurgulayın. Anne-baba çocuğa yeteri kadar değer  veriyorsa öğrendikleri karşısında heyecan duyuyorsa, o çocuğun öğrenme, çalışma  ihtimali yüksektir.”
Kötü not alan çocuğa kızmak veya dayak atmak yerine onunla konuşulması  gerektiğini vurgulayan Dökmen, anne ve babaların çocuğa duygularını söylemesi ve  onlarla empati kurmaya çalışmasının daha doğru bir yöntem olduğunu belirtti.
Dökmen, okulun veya dershanenin hazırlayıp çocuğa verdiği ders çalışma  planının güdümlü olduğuna değinerek, öğrenme sorumluluğunu taşıyan kişinin nasıl  öğreneceğinin planını da kendisinin yapabilmesi gerektiğini ifade etti.
“Çocuk, derslerinin sorulmasından şikayetçi” 
Ebeveynlerin çoğunlukla başarı ya da başarısızlıkla ilgilendiğine  işaret eden Dökmen, “Yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre ilkokul çocukları  eve girer girmez derslerinin sorulmasından, ‘öğretmen ödevini beğendi mi? Dünkü  sınavın sonucu ne oldu?’ gibi sorulardan şikayetçi. Bunun yerine çocuğa şunları  sormalıyız; ‘Bugün mutlu muydun? İyi eğlendin mi? Neler öğrendiniz? İlginç bir  konu var mı?’ Çocuklar okulda olanları evde anlatmak istemez ama ilginç bir şey  varsa anlatır” değerlendirmesini yaptı.
Dökmen, cinsiyet farkının motivasyona etkisi olmadığını vurgulayarak,  pek çok bilimsel araştırma soncuna göre zihinsel beceri açısından erkek ve kız  çocuklarının tamamen eşit olduğunu aktardı.
“Hiperaktiviteyi gidermek için ilaçla birlikte eğitim de gerekiyor” 
Prof. Dr. Üstün Dökmen, birçok anne-babanın çocuğunun yaramazlığını  yanlış yorumlayarak, hiperaktif olduğu düşüncesiyle uzmanlara götürdüğünü ifade  ederek, şu bilgileri verdi:  “Uzman çocuk psikoloğu, psikiyatristi bakar. Hiperaktif değilse  ebeveyn sınır koyamadığı için aşırı yaramaz olabilir. Çocuğa neyi yapıp neyi  yapamayacağının sınırını koymak gerekiyor. Yapılan testler sonucu çocuğun  hiperaktif çıkması halinde bazı ilaçlar tavsiye edilir. Eğer çocuk psikiyatristi  ilaç vermişse bunu kullanmak gerekiyor. Hiperaktiviteyi gidermek için ilaçla  birlikte eğitim de gerekiyor, sadece ilaç yeterli değil. Hiperaktif çocuğa ilaç,  faydası daha fazlaysa verilmeli. Örneğin çocuk hiperaktif, iki dakika oturamıyor,  dersi dinleyemiyor, sosyalleşemiyor, öbür çocuklar oyuna almıyorlar çünkü oyunu  da bozuyor. Bu çocuğun sosyalleşmesi büyük ölçüde bastırılıyor, gecikiyor,  öğrenemiyor. İlacın yan etkisi fazladır ama ilaç aldığında daha sakin olduğu  zaman diğer çocuklar onu oyuna alıyorlar, öğreniyor, ders dinliyor. Bu durumda  hiperaktivite ilacı almanın faydası daha fazla olduğu için bazı yan etkilerine  rağmen o ilacı almak gerekiyor.


Gazete oku