Patlıcan kanserden, pırasa felçten koruyor

13 Kasım 2014 Yazan  
Kategori saglik

patlican-kanserden-pirasa-felcten-koruyor-4964016

Uzmanlar, hastalıkların artış gösterdiği kış aylarında, sebzelerin önemine vurgu yaptı. Pırasa, patates ve patlıcanın kış aylarında fazla tüketilmesi gerektiğini, hastalıklara karşı koruyucu etkisinin bulunduğuna dikkat çeken Uzman Diyestisyen Serkan Tutar, sebzelerin hiç bilinmeyen faydalarını anlattı. Pırasanın antioksidan özelliği nedeniyle, felç, kolon kanseri, kalp hastalıklarının riskini azalttığının altını çizen Tutar, soğan familyasından olan pırasanın düşük kalorili bir sebze olduğunu söyledi. Tutar, “İçerisindeki kükürtlü bileşikler nedeni ile çoğu insan tarafından çok sevilmese de, faydaları ile birçok sebzeye göre ön plana çıkmaktadır. Kış aylarının vazgeçilmez sebzesi pırasanın, antioksidan içeriği oldukça yüksektir. Yani kış aylarında hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Nitrik oksidin serbest bırakılmasını sağlayarak, damar sertliğini önler; bu özelliği ile koroner kalp hastalığı ve felç riskini azaltmaktadır” şeklinde konuştu.

PATLICAN, KANSERİN DÜŞMANI

Patlıcanın, özelikle bağırsak sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağladığına değinen Uzman Diyestisyen Serkan Tutar, düşük şeker ve kalori içeriği nedeniyle şeker hastalarının patlıcanı tüketmesi gerektiğini belirtti. Patlıcanın, kolesterol problemine karşı önemini aktaran Tutar, “Yoğun ve stresli bir gün sonunun vazgeçilmez besini olabilir. Yüksek kolesterol probleminiz varsa bunun vücudunuza vereceği olumsuz etkileri azaltmaktadır. Patlıcan, genel olarak kızartılıp tüketilmektedir. Bu pişirme yöntemi ile birçok olumlu etkisini kaybetmektedir. Ayrıca kabuğunda bulunan nasunin olarak adlandırılan flavanoid toksin maddelerin vücuttan atılmasında, hücre hasarının önlenmesinde ve vücudu kansere karşı korumada etkili bir maddedir. Bu nedenle kabuklarının hepsi soyulup tüketilmemelidir” dedi.

PATATES KALBİ KORUYOR

Diyestisten Tutar, patatesin kalori içeriğinin yüksek olduğunu kaydederek, doğru pişirme yöntemlerine dikkat çekti. Tutar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Tüketilme alışkanlığı olarak genelde kızartılma tercih edilmesi patatesi tüketilmemesi gereken bir besin grubuna sokmaktadır. Öncelikle yüksek potasyum düşük sodyum içeriği nedeni ile kalp sağlığı açısından önemli bir besin kaynağıdır. Sindirimi kolaylaştırması yanı sıra cilt sağlığı içinde vazgeçilmez bir besindir. Şeker hastalarının veya kilosu yüksek olan bireylerin daha dikkatli tüketmesi gerekir. Çünkü patates hızlı kan şekeri seviyesini arttırması özelliği ile bu bireylerde daha farklı sağlıkproblemlerine neden olabilir.”

Alerjik çocuklar gribe karşı daha savunmasız

10 Kasım 2014 Yazan  
Kategori bebek

alerjik-cocuklar-gribe-karsi-daha-savunmasiz-4916923

Soğuk havaların gelmesiyle uzmanlar, alerjik çocukların her türlü solunum yolu enfeksiyonlarına karşı, alerjisi olmayan çocuklara göre daha hassas olduğunu açıklıyor.

umurta alerjisi olanların dışında ise grip aşısı tüm olumsuz faktörlerden koruyor.   Dünya sağlık örgütü, birinci ve ikinci dereceden risk grubunda olanların her yıl aşılanması gerektiğini vurguluyor ve birinci dereceden risk grubu içinde; astım hastaları ve  solunum yolu alerjisi olanlar olduğunu açıklıyor.  Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony,  alerjik çocukların her türlü solunum yolu enfeksiyonlarına karşı, alerjisi olmayan çocuklara göre daha hassas olduğunu söyledi. Alerjik çocukların daha kolay gribe yakalanabildiğini, gribin mevcut alerjileri tetiklediğini, hastanın hem grip hem de alerji ile mücadele etmesinin savunma sistemini zayıflattığını belirtti. Savunma sistemi zayıflamış ve alerjisi de tetiklenmiş çocuğun hastalığının daha ağır iyileştiğine ve daha fazla ilaç kullanımına sebep olduğuna dikkat çekti. Grip aşısının tüm olumsuz faktörlerden koruduğunu vurguladı.   Gribin yayılmasını önlemek, ağır seyreden komplikasyonlarla ölümü engellemek, grip salgınının uzun sürmesi sonucu ortaya çıkabilecek virüs mutasyonunu, hastaneye yatış ve yoğun bakım ihtiyacını azaltmak, iş kaybını, okul devamsızlığını ve ekonomik kayıpların önüne geçmek için grip aşısı yaptırılması gerekiyor.  Alerji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony “Grip; özellikle solunum yolu alerjisi olan çocuklarda, akciğer hastalığı olan yaşlılarda ve kalp, böbrek, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyrederek ölüme varan ciddi sonuçlara yol açabilir” açıklamasında bulundu.   Mevsim değişimiyle birlikte, kalabalık ve kapalı ortamların grip salgınını arttırdığını vurgulayan Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve  Alerji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, yumurta alerjisi olanlar dışında tüm alerjik hastaların aşı yaptırmasını önemle tavsiye ettiklerini söyledi. Yumurtaya ve tavuğa karşı anafilaktik tarzda alerjisi olanların, yani yumurta ve tavuk yediğinde alerjik şoka girenlerin grip aşısı yaptırmaması gerektiğinin altını çizdi.   Grip Aşısı Ne Zaman Yapılmalıdır?

Grip aşısının mutlaka salgın başlamadan önce yapılması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, aşının etkisinin ortaya çıkması için iki üç haftaya ihtiyaç olduğunu ve en uygun zamanın sonbaharda özellikle Ekim ayı olduğunu söyledi. Aşının yanı sıra bazı önlemler alınarakda bulaşma riskinin azaltıldığını belirtti ve yapılması gerekenleri sıraladı;

•         Gribi olan kişilerle yakın temastan uzak durmak,

•         Evde kalıp dinlenmek,

•         Öksürme ve hapşırma esnasında ağzı kağıt mendi ya da kolunuzla kapatmak,

•         Maske kullanmak,

•         Elleri sık sık yıkamak,

Anne sütü en değerli ilaç

10 Kasım 2014 Yazan  
Kategori bebek

anne-sutu-en-degerli-ilac-4924057

Anne sütünün anneye ve bebeğe faydaları nelerdir

Anne sütü bebek için en sağlıklı besin kaynağıdır. Çocuk ve anne arasında ki en güçlü bağdır. Liv Hospital Yeni Doğan Çocuk Hastalıkları Uzm. Dr. Pınar Boncuk Dayanıklı anne sütünün yararları hakkında merak edilen bütün soruları yanıtlıyor….

Anne sütünün anneye ve bebeğe faydaları nelerdir?

Anne sütü sadece bir besin maddesi değildir. Anne sütü damarlarda dolaşan kan gibi oldukça kompleks, yaşayan bir sıvıdır ve mikroplarla savaşan ve sağlığı destekleyen özellikleri bulunur. Bu özellikleri anne sütünün bebekleri her türlü enfeksiyondan korumasına yardım eder. Bir damla sütte yaklaşık 1 milyon beyaz küre vardır. Makrofaj denen bu hücreler mikropları etkisiz hale getirirler. Sütte ayrıca Immunglobulin A denen ve bebeklerin bağırsaklarını kaplayarak mikropların kana sızmasını ve alerjik reaksiyon gelişmesini engelleyen önemli maddeler vardır. İlk günlerde salgılanan kolostrum özellikle fazla miktarda IgA içerir. Erken dönemde mikrop ve yabancı hücrelerden koruma sağlar. Kolostrumda olgun sütten daha fazla lökosit ve enfeksiyondan koruyucu maddeler vardır. Anne sütü, hem bebeğin hem de annenin, fiziksel ve ruhsal gelişimini etkiler. Bebekte enfeksiyon riski azalır. Anne sütüyle beslenen bebekler genellikle aşırı kilolu olmazlar. Bu da ileri yaşlarda obezite riskini azaltan bir faktördür. Anne emzirirken salgılanan oksitosin hormonu aslında mutluluk hormonudur! Aynı zamanda annenin doğum öncesi haline dönmesini kolaylaştırır, hem rahim toparlanması, hem de alınan kiloların verilmesini kolaylaştırma açısından…

Anne sütünü ne şekilde saklamak gerekir?

Anne sütü bazen bebeğin ihtiyacından daha fazla geliyordur veya anne çalışmaya başladığı için sütünü sağmalıdır. Böyle sağılmış olan süt özel süt saklama poşetleri veya kaplarında saklanabilir. Anne sütü oda sıcaklığında 3 saat, buzdolabında 3 gün (2-8 derece), buzdolabının buzluğunda 3 ay (-20 derece), derin dondurucuda ise 6 ay (-70 derece) bekleyebilir. Dondurulan süt poşetleri, oda sıcaklığında bekletilerek buzu çözülür. Çözülen süt, sıcak su dolu bir kabın içerisinde (ben-mari) bekletilerek ısıtılır. Süt kaynatılmaz! Sütün protein yapısının bozulmaması için asla tekrar dondurulmaması gerekir.

Kaç yaşına kadar emzirmek gerekli?

Aslında bu biraz da anne ve bebeğin ortak alması gereken bir karar! Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF ve Amerikan Pediatri Akademisi gibi kurumlar bebeklerin doğumdan itibaren ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesini, 6 aydan sonra uygun ek gıdalar eşliğinde en az 1 yaşına kadar devam edilmesini öneriyor. 1 yaşından öte emziren anneler de var, 6 ayda sütü kesenler de. Eğer bebek ve anne istekliyse, emzirme 2 yaşına kadar da devam edebilir ancak en erken ne zaman kesebilirim diye soran annelere genellikle yanıtımız 1 yaş oluyor.

Prematüre bebekler için anne sütünün faydaları nelerdir?

Prematüre bebeklerin savunması daha az olduğundan, ilk günlerde genel durumları elverdiği takdirde kolostrum almaları son derece önemlidir. Anne sütünü prematüre bebeklerde sadece beslemek ve kilo aldırmak için değil, adeta bir ilaç olarak kullanılır. Özellikle 1500 gram altında doğan bebeklerin henüz olgunlaşmamış, emilim yüzeyi gereken özelliklere kavuşmamış bağırsakları anne sütüyle olgunlaşır ve hareketlenir. Bağırsak duvarının kuvvetlenerek mikroplara karşı direnç kazanması anne sütünün sayesinde gerçekleşir. Anne sütü içerdiği uzun zincirli yağ asitleriyle bebeğin göz ve beyin gelişimini de olumlu etkiler. İleri birçok ülkede 1500 gram altındaki bebeklere kendi annelerinin sütü yoksa bağışlanmış donör sütler verilir. Erken doğum yapan annelerin bulunduğu hastanelerde süt sağma işlemine erken başlayıp düzenli devam etmek ve anneyi evde de bunu yapmak için eğitmek çok ama çok önemli bir konu. Süt sağmak anneyi bebeğine daha yakın hissettirerek psikolojik olarak desteklediği gibi, bebeğin sağlığında da çok önemli farklar yaratır. Premature bebeklerde de 33-34 haftadan itibaren emme refleksi kuvvetlenir ve emzirilmeleri mümkündür.

İdeal emzirme süresi ve sıklığı nedir?

Süt üretimini artırmak için üretilen sütün tamamını kullanmak yani depoyu boşaltmak gereklidir. Sık ve doğru emzirmek önemlidir. Bebeğin emme isteksizliği veya becerisinin azlığı veya memeyi tam olarak boşaltamaması beklenen süt artışını geciktirir. Emzirme sıklığı günde 8-12 kez olabilir ve olmalıdır. Bebek ilk haftalarda 3 saatten fazla uyumamalı ve istedikçe emzirilmelidir ki süt üretimi artsın. Emzirme İlk günlerde 30-40 dakika sürebilir ancak bebek ustalaştıkça ve emmesi kuvvetlendikçe bu süre 5 dakikaya inebilir. Daha az emzirme genellikle süt üretiminde beklenen artışı engeller.

Sütün kalitesi için özellikle hangi besinler tüketilmelidir?

Çeşitli kültürlerde farklı besinlerden faydalanılır. Ülkemizde, pirinç, tahin, boza (malt içerdiği için), dereotu, ısırgan otu, rezene gibi besinlerin adı geçer. Genelde bitki çayları sakinleştirici ve diüretik etkileriyle süt salınımını bir ölçüde arttırabilir. Tahıllardan elde edilen içeceklerin de birçok toplumda yeri vardır.  Suda bekletilmiş arpaya rezene ekleyerek yapılan içecekler, yulaf, genelde işe yarar. Bu yüzden de alkolsüz bira ya da malt içeceklerin adı geçer. Çeşitli bitkiler, süt artırımında etkili olabilir. Ancak bitkiler ilaçlar gibi dozu ve yan etkileri bilinen maddeler değildir. Bitkilerin nasıl elde edildiği, hangi kısımlarının paketlendiği, ne kadar sürede etkisini yitirdiği gibi birçok değişken konu, bitkilerin standart olarak önerilmesini güçleştirmekte! Bazı bitkiler fazla miktarlarda da alınsa oldukça güvenliyken, bazı bitkilerin yan etkileri ortaya çıkabilir. Alfalfa, anason, rezene, ısırgan otu, shatavari, deve dikeni gibi bitkiler bu etkileriyle bilinen bitkilerdir.

Anne sütünün tek başına yeterli olup olmadığı nasıl anlaşılır? Ne gibi durumlarda ek besinle desteklenmeli?

Bebeğin yeterli beslendiğinin en net göstergesi kilosunu ölçmektir. Bunun yanı sıra, aktif olarak emmesi, yutkunması, ağız kenarında süt görülmesi, memenin dolu başlayıp boşalması gibi bulgular da bebeğin süt aldığının göstergeleridir. Karnı doyan bebek genellikle 1.5-2 saat rahat uyur ve yine istekli bir şekilde uyanır. Emdiği kadar bez ıslatır ve hatta her bezinde kaka da olabilir. 1 ayın sonunda kaka sıklığı da azalır ama zaten o zamana dek birkaç kez tartılmış ve beslenmenin ne yönde gittiği anlaşılmış olur. Yeterli beslenen bebekler İlk ay 750-1000 gram almış olur. 3. Aydan sonra ayda 700-800 gram beklenir.

Emzirmede sık yapılan hatalar nedir?

Emzirmeye başlarken bebeğin memeyi doğru aldığından emin olmak gerekir. Bebek kendi sebepleriyle veya memenin anatomik özelliklerinden ötürürü areola denen esmer bölgeyi ağzına tam alamıyor ve memeyi sağamıyorsa, yeterli süt alamaz, bir de meme ucunu tahriş ederek zarar verir. Bu durumda anne meme acısından emziremez duruma gelir, bebek ise aç kaldığı için ya devamlı ağlar ya da halsiz düşüp uykudan uykuya geçer ve kilo kaybeder. Meme acıyorsa mutlaka bir problem vardır, bunu doktor veya emzirme uzmanıyla çözmek gerekir. Bebek ağlıyor diye emzirmenin peşinden lüzumsuz verilen mama, mideyi dolduracağı için bebeğin emme isteğini baltalar ve giderek süt yapımının da azalmasına neden olur. Mama vermek, doktora sorulmadan, emzirme dikkatli gözlenmeden ve değerlendirilmeden alınacak bir karar değildir. İşe başlamak emzirmeyi bitirmemelidir. Kısa süre öncesinde yapılacak bir plan, süt sağma ve emzirme sıralarının belirlenmesi hem bebeği hem de anneyi mutlu kılacak bir çözüm getirebilir. Emzirirken evde olmak şüphesiz en rahat ve emzirmeyi en uzun soluklu yapan etkenlerdir ama günümüz şartlarında birçok anne çalıştığı halde emzirmeyi de devam ettirebilir.

Çocuğunuz ders çalışmak istemiyor mu

10 Kasım 2014 Yazan  
Kategori bebek

cocugunuz-ders-calismak-istemiyor-mu--4937844

Sosyolog Sibel Harman Tertemiz, verimli ders çalışmanın zamanı iyi değerlendirmekle olacağını belirterek, önemli açıklamalarda bulundu.

Sosyolog Sibel Harman Tertemiz, verimli ders çalışmanın zamanı iyi değerlendirmekle olacağını belirterek, “Birçok etmenin yanı sıra, özellikle cep telefonu kullanımı, ders dinleme ve çalışmanın yanı sıra, derslere adapte olmanın ve yoğunlaşmanın ve zamanı verimli kullanmanın önünde büyük bir engel yaratıyor” dedi. Mersin’in merkez Akdeniz Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk ve Gençliksağlık Danışma Merkezi bünyesinde verilen ücretsiz kurslara katılarak üniversite ve liselere hazırlanan gençlere yönelik olarak ‘Meslek Tanıtım ve Sınav Sistemi’ hakkında bir toplantı yapıldı. Belediye konferans salonunda düzenlenen toplantıya, tıp doktoru, avukat, diş hekimi, gemi kaptanı, sosyal hizmet uzmanı, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı, sağlıkçı ve psikolojik-rehberlik danışmanı mesleklerinden farklı uzmanlar, üniversite sınavların hazırlanan gençlere meslekleri hakkında bilgiler vererek onları aydınlattı, icra ettikleri meslekleri hakkında, gençlerin fikir sahibi olmalarını sağladı. Meslek tanıtım toplantısında ilk olarak Hakkari Binevş Kadın Danışma Merkezi’nden Sosyolog Sibel Harman Tertemiz, üniversite ve lise giriş sınavlarına hazırlanan gençlere etkin ve verimli ders çalışma yöntemleri, hedef belirleme, sınav kaygısı ile baş edebilme ve sınav sistemi hakkında çeşitli bilgiler verdi. Sınavlara hazırlanan gençleri, ders çalışmaktan alıkoyan kimi etkenleri de anlatan Tertemiz, özellikle zamanı verimli ve düzenli kullanmaları noktasında gençlere uyarılarda bulundu. Tertemiz, birçok etmenin yanı sıra, özellikle cep telefonu kullanımının, ders dinleme ve çalışmanın yanı sıra, derslere adapte olmanın ve yoğunlaşmanın ve zamanı verimli kullanmanın önünde büyük bir engel yarattığına dikkat çekti.

“Verimli ders çalışmak zamanı iyi değerlendirmekle olur” diyen Tertemiz, “Zamanı yanlış ve gereksiz şeylerle geçirmezseniz, eksik ve hatalarınızı düzeltirseniz, ilgilendiğiniz faaliyetleri ve hobileri ihmal etmezseniz başarı kendiliğinden gelecektir. Verimli ders çalışmanın esası da zamanı, belirlenen amaçlar ve öncelikler için programlı ve verimli olarak kullanmaktan geçer. Gerçekten kararlı olun, şu üniversiteyi ve şu bölümü kazanacağım deyip kendinizi motive edin. Çünkü mesleğiniz, ömür boyu taşıyacağınız etiketiniz, ömür giyeceğiniz bir kıyafetiniz olacak. Ömür boyu mutsuz bir yaşam sürmek istemiyorsanız, mesleğinizi de bilerek ve severek seçin. Mesleğe sadece parasal açıdan değil, öncelikle o mesleği yaparken mutlu olup olmayacağınızı hesaba katarak seçin” şeklinde konuştu.

Tertemiz, bilgilendirmesinin ardından da aralarında tıp doktoru, avukat, diş hekimi, sağlıkçı, gemi kaptanı, sosyal hizmet uzmanı, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı, psikolojik-rehberlik danışmanı mesleklerinden farklı uzmanlar, toplantıya katılan gençlere meslekleri hakkında bilgiler verdi. Ayrıca meslek seçiminde titiz ve kararlı olmaların yönünde gençlere tavsiyelerde bulundular.Cocuklariniza guzel yaklasarak herseyi yaptirabilirsiniz.Ama zorla degil guzellikle.


Gazete oku